TARİHİ ZAMANA, KADINI ÖZGÜRLÜĞE, MODAYI ZAMANSIZ BİR ANLATIYA DÖNÜŞTÜREN TASARIMCI : TUBA ERGİN
Tuba Ergin, moda sahnesinde sınırları zorlayan ve cesur siluetiyle zamansızlığı modern çizgilerle buluşturan öncü bir couture tasarımcısı. Onun dünyası; inovasyonun, tarihin, doğanın, sürdürülebilirliğin ve heykelsi formların modern teknolojiyle birleştiği, kendine özgü güçlü bir anlatı alanı.
Her koleksiyonunda kadının gücünü, özgürlüğünü ve zarafetini merkeze alan Ergin; kültürel hafızayı çağdaş bir dille yeniden yorumlayarak hem Türkiye’de hem de uluslararası moda sahnesinde kendi moda manifestosunu yazmaya devam ediyor.
Eda Meltem Yılmaz:“Tuba Ergin kimdir? Sizi biraz tanıyabilir miyiz?”
Tuba Ergin: Ben, tasarım dilini kültürel hafızadan, inovasyondan, doğadan ve kadınların içsel gücünden alan; her koleksiyonunda bir hikaye anlatmayı tercih eden bir moda tasarımcısıyım. Hem İstanbul’un hem de Anadolu’nun eşsiz mirasından ilham alarak, tarihle bugünü buluşturmaya tutkuyla bağlı bir yolculuk sürdürüyorum. Markamı kurduğum ilk günden bu yana amacım; kadınlara kendilerini güçlü, özgür ve zarif hissettiren çağdaş zırhlar tasarlamak.
Eda Meltem Yılmaz:“Tuba Ergin markasının çıkış noktası ve temel felsefesi nedir?”
Tuba Ergin : Markamın çıkış noktası, yenilikçi olmakla beraber sahip olduğumuz kültürel mirası kendi modern yorumumla birleştirirken aynı zamanda çağdaş kadının gündüzden geceye ihtiyacı olan sosyal zırhını oluşturmak isteğiydi.Teknolojiyle birleşen el işçiliği, sürdürülebilir materyaller ve güçlü siluetler benim temel üçlüm. Tuba Ergin markası; moda yoluyla hikâye anlatmayı ve modayı sorumlu bir lüks estetiğiyle sunmayı hedefler.
Eda Meltem Yılmaz:“Tasarım sürecinde ilhamını en çok nereden alıyorsun?”
Tuba Ergin : En çok tarih, doğa, mitoloji ve kadının dönüşen kimliğinden ilham alıyorum. Bir de mekânlar benim için çok güçlü bir tetikleyicidir. Antik kentler, arkeolojik dokular, yaşanmışlık, geçmiş hikayelerle yeniden kurgulanmış bir gerçeklik… Her koleksiyonum yeni bir tez ve araştırma konusu ve beni besleyen birer aşk hikayesine dönüşüyor.
Eda Meltem Yılmaz:“Tasarım stilini nasıl tanımlarsın?”
Tuba Ergin : Heykelsi, güçlü, feminen ama asla romantizme teslim olmayan… Cesur detaylarla işlenmiş zamansız couture parçalar. Metalik dokular, üç boyutlu formlar, asimetrik kesimler ve modern zırh etkisi benim DNA’m. Aynı zamanda doğa dostu materyaller ve yenilikçi yüzey teknolojileriyle birleşen bir sürdürülebilir estetik.
“Antalya Fashion Week’de; Hadrian Kapısı’nın tarihi dokusu, ‘Gilded Symphony’nin modern anlatısı ve yağmurun dramatik ritmiyle büyülü bir moda sahnesi ortaya çıktı.”
Eda Meltem Yılmaz:“Hadrian Kapısı’nda sunduğun koleksiyonun hikâyesi nedir?”
Tuba Ergin : Hadrian Kapısı benim için yalnızca bir mekân değil; tarihin içinden yükselen bir sahneydi. “Gilded Symphony” koleksiyonu, Roma döneminin ihtişamını modern bir orkestrasyonla yeniden yorumladı. Antik Roma ve Hadrian kapısının mimari öğeleri koleksiyonun temel ilham kaynağı olurken, modern siluetler ve el işlemleri ile hem zarif feminen hem de kontast güçlü savaşçı kadını betimledi… O gün Antalya’nın binlerce yıllık hafızası, çağdaş couture ile aynı ritimde nefes alırken bizi de yağan yağmurun kattığı heyecanla pekişen muazzam bir duygu seline sürükledi.
Eda Meltem Yılmaz:“Antalya Fashion Week hakkındaki düşüncelerin ve Antalya deneyimin nasıldı?”
Tuba Ergin : Antalya Fashion Week, Türkiye’de moda adına gerçekten çok değerli bir platform. Doğası ve tarihiyle nefes kesici bir güzelliğe sahip Antalya’nın, AFW’nin profesyonel organizasyonu ve güçlü prodüksiyonu sayesinde Türk modasını dünyaya anlatması paha biçilemez. Antalya’da olmak hem ilham verici hem de markam için yeni bir soluk oldu. Şehrin enerjisi ve tarihi dokusu, tasarım anlayışımla çok güçlü bir uyum yakaladı.
Antalya Fashion Week, profesyonel prodüksiyonu ve vizyoner yaklaşımıyla Türk modasını dünyaya anlatan, çok değerli bir platform.
Eda Meltem Yılmaz:“Tarihi dokuyu moda ile buluşturmayı seviyorsun. Bu yaklaşımın ardındaki felsefe nedir?”
Tuba Ergin : Türkiye gibi medeniyetin doğuşuna sahne olmuş bir ülkede doğmuş bir tasarımcı olarak tutkuyla yapmakta olduğum mesleğimi ülkemin tarihi ile birleştirmek benim için büyük bir ilham ve gurur kaynağı. Tarihi mekanlar benim için yalnızca estetik bir arka plan değil; koleksiyonun hikâyeyi tamamlayan bir karakteri. Koleksiyon konsepti ile mekan örtüştüğünde tüm duyulara hitap eden bir şölen haline geliyor. Yerebatan sarnıcı, Hadrian Kapısı, Göbeklitepe, Doliche antik kenti herbirinin ayrı bir hikayesi var.… Hepsi modayı bir zaman yolculuğuna çıkarıyor.
“Doliche Antik Kenti, o gece modanın değil; Cumhuriyet’in ruhuna yazılmış bir saygı duruşunun sahnesiydi.”
Eda Meltem Yılmaz:“Cumhuriyet’in 102. yılı için Gaziantep’teki Doliche Antik Kenti’nde gerçekleştirdiğin özel defilenin hikâyesi nedir?”
Tuba Ergin : Doliche Antik kentinde yapmış olduğumuz defile benim için en özel organizasyonlardan biriydi. Antik Roma’nın izlerini, Anadolu’nun çok katmanlı kültür mirasını hem de cumhuriyet kadınına uzanan bir hikaye anlatımıydı.Cumhuriyetimizin 102. yılına özel burada bir defile yapmak; geçmişin izleriyle Cumhuriyet’in modern yüzünü bir araya getirmekti. Taşların arasında yükselen kırmızı ve beyaz siluetler özgürlük, güç ve bağımsızlığın sembolü olarak yeniden canlandı. O gece bir moda kutlaması değil, bir saygı duruşuydu.
Eda Meltem Yılmaz:“Markanın sürdürülebilirlik felsefesi hangi temellere dayanıyor?”
Tuba Ergin : Markamın temel yapı taşlarından biri sürdürülebilirlik. Yeniden dönüştürülmüş kumaşlar, çevre dostu üretim teknikleri, atık minimizasyonu ve uzun ömürlü tasarımlar benim için vazgeçilmez. Lüks kavramının da yeniden tanımlanması gerektiğine inanıyorum; çünkü gerçek lüks, yalnızca estetik açıdan güzel olmakla kalmamalı, aynı zamanda sorumluluk da taşımalı.
Eda Meltem Yılmaz:“Önümüzdeki dönem için markanın geleceğe yönelik hedefleri neler?”
Tuba Ergin : Uluslararası moda takvimine daha güçlü entegre olmak, global showroom yapısını büyütmek ve markayı daha geniş bir kitleye ulaştırmak önceliklerim arasında. Ayrıca dijital moda, 3D couture ve sürdürülebilir malzeme teknolojileri üzerine yeni projeler geliştiriyorum. En önemlisi ise; Anadolu’nun kültürel mirasını dünyaya çağdaş bir dille anlatmaya devam etmek.
Eda Meltem Yılmaz: “Son olarak, Tuba Ergin’i bir kelimeyle özetlesen ne derdin?”
Tuba Ergin: “Zamansız.” Çünkü tasarım anlayışımda geçmişin hikâyeleriyle geleceğin estetiğini aynı çizgide buluşturmayı önemsiyorum. Her koleksiyonumda anın ötesine geçen, yıllar sonra bile anlamını koruyan bir moda dili yaratmaya çalışıyorum.
ZOOM IN
* Güne başlarken …önce spor, sade kahve ve minik oğlumu öpmek… olmazsa olmazım.
* Dolabımda en çok …siyah… renk var.
* Asla vazgeçemediğim stil parçam …heykelsi kesimli bir blazer….
* İstanbul’da en sevdiğim kaçış noktası ….boğaz balıkçıları….
* Bir kelimeyle moda ..hikâye…. olmalı.
* Bir günlüğüne başka bir meslek seçsem ….arkeolog…. olurdum.
* Benim için güzellik …doğal olanın içindeki güçtür….
* En son dinlediğim şarkı ….Yok bu Cihanda Maya Perest….